Kim? Tunç Topçuoğlu
Ne? Sosyal Tasarımcı
Ne yapar? Gereksiz şeylerden gerekli anlamlar çıkarır.
Nerede? Hep internette
Nasıl? Hem yalan hep dolan biraz ondan biraz bundan.
Tunç Topçuoğlu kim ki? tunctunctunc onun neyi olur?
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde Mimar Sinan Üniversitesi Endüstriyel Tasarım bölümünü bitirip. Amsterdam’a kısa bir ziyaret sebebi ile gidip bir daha dönmeyen, buranın Gerrit Rietveld Akademisinde Grafik Tasarım okuyup hali hazırda ‘tunctunctunc’ adlı stüdyosundan başka şirketlere, bireylere ve kendine kendi sanatını sepetini uygulamaya uğrasan, geceleri çalışan gündüzleri rüya gören, genelde idolleri ve idealleri arasındaki kargaşada dans eden, tekstten pek haz etmeyip imajın kitabını yazan, politik olmayan ama kritik olan bir insan yavrusudur Tunç Topçuoğlu…
Tasarım hayatına nasıl giriş yaptı?
Hollanda’daki Okulu bitirdiğim gün ilk defa ‘ben gerçek, kendine has bir tasarımcıyım’ dedim. Zaten bitirme projem de bunun ile alakalı olduğu için zor olmadı bunu demek. Bu kavramsal okulun Grafik tasarım bölümünü kendimi ifade etmeye çalışıp edemediğim bol müzikli, resimli, kahkahalı bir ‘konferans performans’ ile izleyiciye soru sorarak bitirdim. Neredeyse 1000 kişi gördü ve duydu bu performansı. Öyle abarttım ki kendimi ifade edeceğim diye ‘tunctunctunc’ diye bir şarkı bile yaptırttım müzisyen bir dostuma. Stüdyomun ve web sayfamın adı da oradan geliyor zaten. Megaloman diyen mi istersin? Şizofren diyen mi? Neler neler… Desinler değişemem…
Tasarım ve tasarımcı ilişkisini nasıl yorumlar?
Ya aslında bir şey söyleyeyim mi? Benim tasarım çok umurumda değil su acayip âlemde. O yüzdende Sosyal Tasarımcı diyorum kendime. Sosyal tasarım ‘İnsanların istekleri için değil, ihtiyaçları için tasarım yapmakmış’ E ben buna inanınca, her gördüğüm seker, tombalak nesneyi kırıp parçalamak istiyorum ki bir şeye benzesin diye. Yok, mu güzel işler var. Şöyle ki: Tasarımcı benim her zaman daha çok ilgimi çekti şu hayatta. Hani bir objeyi, ya da kitabı gördüğümde benim ilk düşündüğüm ‘Ulan kim yapmış bunu?’ oldu. O yüzdende soruyu şöyle cevaplayayım. Tasarımcı özgün olsun, ne yapabildiğini ve ne yapamadığını bilsin yeter.
İlham almak mı güzeldir, vermek mi?
İlham almak etkilenmek ise, ilham vermek de etkilemektir herhalde. E yaratıcı bir iş yapıyorsanız, inşallah bunu sadece kendinize yapmıyorsunuz? İnsanlar ile iletişime geçmek için yapıyorsunuz. Bu benim şahsi görüşüm, benim için bu iletişimdeki komünikasyon çok önemli. Benim işimi ne kadar insan anlar ise ben o kadar mutlu oluyorum. E bundan mutlu oluyorsam benim işimden birilerinin etkilenmesini duymak tabii ki beni havalara uçurmaz değil.
İstanbul’u tasarım kültürü açısından nasıl bir yere koyar?
İngiliz bir hocam Will Holder ile benim arabada gidiyoruz İstanbul’da. Aynı bu sorduğun soruyu ona sordum. Adam dedi ki bana “İstanbul Tasarımı Tamamen Kaplamadır!” Yani şunu demek istedi: “Bizde özgün kendine has modern bir şey yok” Hep derler ya alt yapı yok. Vallahi yok. Düşünmeyi bilmiyoruz. Kendimiz gibi düşünmeyi bilmiyoruz. Yani “Asıl Sence” nedir bilmiyoruz, çoğu zaman genelde oradan buradan falan fiş mekân. Yaratıcı insan önce kendi özüne dönmesi lazım-ki özgün bir şeyler çıkartabilsin. Ama özü diyince hemen insanın aklına ‘Osmanlı tarihi’ falan geliyor, o kadar gerilere gitmeye gerek yok.
“Hey İstanbullu tasarımcı! Senin kendi kişisel tarihinde saklı ilham kaymakların! Hadi!”
Ne zaman İstiklalde yürüsem bunu yazmak istiyorum duvarın tekine.
Kurak But kim? İstanbul’da konser bile vermiş diyorlar… Kaçırmışız? Nedir bu proje?
Kurak But sanal ama gerçek bir pop starmış. İnternette yaşıyormuş. Ben de öyle tanıştım kendisi ile. ‘tunctunctunc’ islerini çok beğenmiş, kendine yakin hissetmiş ve benden görsellerine tasarım babında yardımcı olmamı istedi. Myspace’ine girdim müzikleri bir hayli enteresan geldi, ilham da verdi. (www.myspace.com/kurakbut) Ben de ‘OK’ dedim çalışalım beraber. İlk logosu ile başladık, daha sonra bir kaç iş daha yaptım ona. Geçenlerde ilk kez sahneye Gözel Gecelerde çıkmak istediğini söyledi ve benden projeksiyon görsellerine destek olamamı istedi. Serhat ‘a ilettik ve ayarladık. Ben de hazır çekim için İstanbul’daydım zaten denk geldi ve çok manyak bir gece yaşadık hep beraber. İlk Show’unda 50–60 kişilik çok kafa bir ekip vardı. Bir dahaki performanslara müşterisi artar gibime geliyor. 90′lardaki popüler kültürü eleştiren bir kişilik kendisi. Ben hep olur muyum yanında bilmiyorum ama kendisini bu gidişle Dogzstar’da daha çok göreceğiz gibi geliyor bana yoksa şüphen mi var?
İlk Dogzstar gecesinin 1 dakikası: http://www.vimeo.com/5117642
Bu sıralar aklından neler geçiyor? Yeni projeler var mı?
Bütün bahsettiklerim anlatıyor aslında bu soruyu. Hayatın kendisi çok enteresan olduğundan herhangi bir şey, her hangi bir zamanda, her hangi bir formda proje olabilir. Mesela bu röportaj bir proje değil midir?

“Hey İstanbullu tasarımcı! Senin kendi kişisel tarihinde saklı ilham kaymakların! Hadi!” demişsin, bu akım için bir başlangıç, referans bir çalışma bekliyoruz senden.
Güzel