Kim? Özgür Alaz.
Ne? Trend Uzmanı ve Dijital Pazarlama.
Ne yapar? Fikir vermek, ilham vermek, pazarlama fırsatları yaratmak.
Nerede? İstanbul’da.
Nasıl? Her zaman keşfetmek için bakarak.
Özgür Alaz Kim ki?
1983 Malatya- Pütürge doğumluyum. 2000 yılında üniversitede İTU İşletme Mühendisliği’ni kazanıp İstanbul’a taşındı. İşletme konularına özel ilgisi vardı. Ortaokuldayken babasının açık öğretim işletme kitaplarını, okuduklarından hiçbir şey anlamasa da okumuştu. Pazarlama alanını çok seviyor ve bu alana çok meraklı. Üniversite hayatı pazarlama okuyarak geçti denilebilir, sürekli okuyup merak ediyordu. Üniversite sırasında pazarlama fikirleri üzerine yazdığı ilk pazarlama bloglarından olan marketallica.com’u açtı. İlk yazma amacı her gün kendini yeni şeyler öğrenmeye zorlamak olsa da zaman içinde çok etkili bir blog haline geldi. Pazarlama trendleri özel ilgi alanı. Üniversite yıllarından itibaren bu alana özel ilgi duydu. Dünyanın en büyük trend networklerinden olan springspotters.com’un dünyada en aktif gözlemcisi oldu. Psfk, russelldavies, tompeters gibi guru sitelerde fikirlerine referans verildi. Üniversite sonrası çeşitli ajanslarda planlama işleri yaptıktan sonra, 2008′den itibaren çeşitli markalara dijital strateji konularında danışmanlık yapmaya başladı. Bu aralar odak noktası ise pazarlama teknolojileri geliştirmek.
Pazarlama teknolojisi derken?
Öneri sistemleri, sosyal medyada promosyonlar, sosyal medya izleme araçları gibi webservisleri üzerine çalışıyor. Nihai amacı markaların, yeni medya düzeninde daha etkin olmasını sağlayacak araçlar ve servisler geliştirmek.
Google Bize Logo Yap yarışmasında logo yapımı sürecinde neler göz önünde bulunduruldu? En beğendiği logo hangisiydi?
Bu proje aslında internette fikirlerin nasıl bir kıvılcım gibi yayılabileceğini gösteren ve internet ile insanların nasıl birlikte hareket edebileceğini gösteren bir projedir. Bu bir yarışmadan öte, çok sevdiğimiz Google markasında bizden birşeyler görmek için başlattığımız girişimdir. Herkes kendi dünyasından birşeylerle katkıda bulunuyor. Çalışmaların çoğu amatör çalışmalarla geldi. Kimileri kendi doğum günlerini, kimileri kendi memleketleriyle ilgili özel bir günü Google logosuna taşıdılar. Favori logosu Oktay’ın tasarladığı Türk Dil kurumunun kuruluşu için yaptığı “Gugıl” logosuydu. Çok zekice bulmuştum.
İnternet sitelerinin rekabet üstünlüğü elde etmesini amaçlarken çeşitli bilgisayar oyunlarından birtakım kavramlar yakalıyor ve onları internet sektöründe kullanıyor. Nasıl oluyor bu?
Artık sunduğunuz bir internet servisi çoğu zaman insanlar için bir nimet ya da bulunmaz birşey olmuyor. Fonksiyonalite tek başına yeterli değil, insanları motive etmek ve kesintisiz bir deneyim yaşatmak gerekir. Oyunlarda; amaç hissi, ödül, geribildirim, rekabet ve toplayıcılık gibi insan doğasını yakalayan kavramlar var. Bu kavramlar taklit edilerek web siteleri acaba daha bağımlılık yapıcı bir hale getirilebilir mi? Doğru kurgularla evet. Örneğin, bir ara insanlar Facebook’da arkadaş sayısını yarıştırıyorlardı. Bunu motive eden şey, Facebook’un profillerde arkadaş sayısını göstermesiydi. Ya da birçok serviste insanların profilleri yarımken, profillerinde yarıya kadar dolmuş bir bar gösterirler. Kullanıcı olarak o barın tamamını doldurmaya motive oluruz. Bu da servisin asıl amaçladığı şeydir.
Dijital pazarlamanın önemi nedir? Tüketiciler üzerinde etkisi ne kadardır?
Dijital dünya insanların gerçek anlamda kral olduğu, güçlü olduğu ve tercih bolluğu içinde olduğu bir yerdir. Markalar açısından önemi son derece yaşamsaldır. Dijital dünya pazarı değiştiriyor, artık hemen herkesin internet bağlantısı var, insanların beklentisi değişiyor ve oyunun kuralını değiştiren yenilikler ortaya çıkıyor. Müzik, basın gibi sektörler hayatta kalma mücadelesine erken başlayan sektörler, ama bugün bankacılık, inşaat gibi en geleneksel sektörlerde bile dijital araçlarla, pazarda fark yaratabilirsiniz, ya da bu değişim yüzünden büyük paralar kaybedebilirsiniz.
İnsanlar üzerindeki etkisine gelince, dijital pazarlamanın etkisi fazla demek biraz safdillik olur. “Etki” eden nedir? Geleneksel dünyada etkinin kaynağı tek yönlü pazarlama iletişimi mesajlarıydı. Dijital dünyada ise “etki”nin kaynağı her yönde. Yani, dijital reklamlardan etkilenebileceğiniz gibi dijital dünyada arkadaşınızdan aldığınız bir tavsiyeden de etkilenebilirsiniz, ya da bir forum odasında hiç tanımadığınız kişilerden de etkilenebilirsiniz. Ama genel trend, insanlar artık reklamlardan çok daha fazla kendisi gibi olan diğer insanlardan etkileniyor, dijital araçlar sayesinde arkadaşlarımıza ve ortak ilgi alanlarına sahip diğer kişilere çok fazla bağlıyız. Etki gücünü bu bağlardan alıyor.
Dijital dünyaya bu kadar bağlıyken dışarıdaki hayata ne derece zaman ayırabiliyor?
Dünyalar kadar değil tabi ki, ama eskisinden çok daha fazla zaman ayırabiliyorum. Genelde mobil internet ile dışarıda da olsam sürekli bağlıyım. Gördüğüm ve deneyimlediğim ilginç şeyleri fotoğraflayıp anında yayınlamak hoşuna gidiyor. Kilit çözümün fazlasıyla takık olduğu “verimlilik” konusu olduğunu düşünüyor. Örneğin, mailleri günde onlarca kez kontrol etmenin ek bir verimlilik sağlayıp sağlamadığı sorgulanabilir.
