Murat Süyür
Kategori: Röportaj

Kim? Murat Süyür.

Ne? Fotoğraf tasarımcısı.

Ne yapar? Kişisel tatmin ve portfolyo için gerekli herşeyi.

Nerede? Şurada.

Nasıl? Zevkle.

Murat Süyür kim ki? Hep elektrik mühendisi mi olmak istemişti?

1984 İstanbul doğumlu. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nü bitirmesine ramak kalmış ancak fotoğraf yüzünden bu macerasını henüz sonlandıramamış. Yaptığı mesleğe aşık ve idealist. Fizik ve matematik yönü de çok var. Ressamların matematiğe olan ilgisi gibi birşey.

Yok mu ressamların matematiğe ilgisi?

Var. En zeki olanları her zaman matematik ve fizikte de başarılıdırlar. En temel örneği Da Vinci. Eminim Einstein ve Newton da bir tuali doldursa çok ilginç ve güzel şeyler ortaya çıkardı. Hayal gücün açıksa bunu o veya bu şekilde kullandığında başarılı olacaksındır.

Matematik+fizik=hayalgücü?

Tam olarak değil. Matematik oyun gibi zaten. Problemi çözmenin birden fazla yolu var. “İşte buldum!” anına gelinceye kadar bir çok yol deneme ve düşünebilme gücüne bir nevi hayal gücüne bakıyor.

Onun için “deha”, “kimsenin aklına gelmeyen fikirleri çocuk işiymiş gibi gösteren çocuk” diyorlar. Beyni farklı bir şekilde mi çalışıyor, yoksa her elektrik mühendisi eline kamera alsa onun çektiklerini çeker mi?

Aklının oynadığı oyunlar ona bu dünyaya ait olmadığını düşündürebiliyor bazen. Ama beyninin farklı bir işleyişi olduğunu en azından benzersiz olduğunu düşünmüyor. Belki de sadece görmek istedikleri farklı.

Her ampul parlamaz mı?

Parlamaması gerekenler var. Halk istemeydi parlamazdı.

Reklam fotoğrafçısı olmak nasıl birşey?

Onun için reklamcı olmaktan farkı yok. Birçok aşamada fikrin kendisine, yorumlanışına ve görseline müdahale edebiliyor. Çünkü bir işi ona getiren kimse bu özelliği için getiriyo. Ve cogu zaman onların bi noktaya getirdiği şeye ekleyecekleri de oluyor.

Reklamcılık bilgisi nereden geliyor?

Haddinden fazla gözlemci bir insan ve insan psikolojisini kendinden yola çıkarak ele alıyor. Bir ürünü pazarlamada insanların dikkatini belli bir noktaya çekebilmek gözlem ve analizde yatıyor. Mühendislik okumanın getirdiği bazı artılar var bu konuda.

Tamamen kendi çabasıyla geliştirdiği bir özellik yani?

Geliştirmek için çaba göstermedi aslında. İlgisi sayesinde hayatının her anı gözlem yaparak geçiyor neredeyse. Biryerde oturup kahve içerken önünden geçen insanları gruplandırıp onlar hakkında birçok şey söyleyebiliyor. Herkese bir karakter oturtup senaryo yazıyor. Mesela “bu adam biraz önce sevgilisiyle kavga etmiş kafasında bitirmiş. Yoldan geçen kızlara bile bakmaya başlamış, o derece arayışta” gibi. O adama yakıştırıyorsun bunu birşekilde anlık bir hareketinden. Bunlar hep o an eğlenmek amaçlı yapılan şeyler ama bazen önyargılara neden olabiliyor. Dikkatli olmak lazım.

Büyüyünce ne olacak?

Çok büyümeyecek, tadında bırakacak. Fotoğraf devam eder bir süre daha sonra film olur sonra da biter. Tüketici bir toplumda geçici olmadan kalabilmek zor. “İnsanlar beni tüketene kadar, gördüklermi onlara göstermeye devam edeceğim.”

Hem okul hem işler zor olmuyor mu?

Okulda bir dersi kaldı sadece. Ama ilk senelerdeki yoğunluk olsa baya zor olurdu. Birinden birini seçmek zorunda kalırdı.

www.muratsuyur.com

Yorum Yaz

PUKKADANK