Kim? Cem Gül
Ne? Hareketli grafik tasarım, animasyon, görsel efekt
Nerede? Evde, balkonda, sette, platoda
Ne zaman? Çok acil
Nasıl? Bi’şekilde.
Cem Gül kim ki? Grafik tasarımına nasıl yöneldi?
1969′da Samsun’da doğdu. Hacettepe Üni. GSF Grafik mezunu. 10 yıl kadar Ankara’da grafik tasarım ve illüstrasyon yaptı, adını bile hatırlamadığı yığınla yerli-yabancı, kitap ve dergide işleri basıldı, kendi işlerini görmekten bıktı, o derece. Sonra 2003′te İstanbul’a taşınıp tv-sinema motion graphics işlerine daldı. Son 4 yıldır freelance, misss. Evine çok yakın olduğu için Cevahir AVM de hemen her gün O kafe, Starbucks, D&R ve Teknosa’da rastlamak çok olası. 2 kedisi ve bir sevgilisi var her eve lazım.
Kimlerle çalışır? Neler yapmıştır? Halen neler yapmaktadır?
İşlerimi beğenip beni arayan hemen her reklam ajansı, yapım şirketi ve TV kanalıyla çalışıp mutlu ettim. TV reklamları, show jenerikleri, sinema filmi jenerik, teaser, fragman özetle içinde kamera, ışık, kurgu, animasyon olan her işi yaptım. Konseptten yayın aşamasına kadar, rambo şeklinde, her projeyi bizzat yönetir, yürütür, bitirir ve her problemden zevk alırım. Şimdi bir tamamı 3d animasyon tv dizisi ve yine bol animasyonlu görsel efektli bir sinema filmi var ufukta. Bir yandan da Maltepe ve Bahçeşehir Üniversite’lerinde bütün bu yaptığım işleri öğretiyorum iyi mi?
Tasarımlarının alışılagelmişten öte ve “Türk işi gibi” durmadığı hemen göze çarpıyor. Bu etkiyi nasıl yaratır, hangi programları kullanır?
Teşekkür mü edeyim kızayım mı bilemedim, ama “Türk işi” algısını değiştirmemiz lazım kabahat hepimizin aslında haklısınız. En iyi insanları, stüdyoları, filmleri, kitapları, dergileri, web sitelerini bıkmadan usanmadan kusana kadar takip ederim. 1998′de The Attik’in ortaklarından James Sommerville ve Anders F. Rönnblom ile şahsen konuşmam-yazışmam bu işe bakışımı tamamen değiştirdi. Dünya hüüüpp diye küçüldü, Türkiye’de yaşayıp Dünya’dan bakmayı öğrendim. Ee öylece bakınca ne oluyor? Pek birşey olmuyor, çok okuyor, çok araştırıyorum, kasıyorum, o zaman bir daha bakıyorum hiç fena olmuyor. Bilinen bütün grafik, animasyon, kurgu, ses-müzik programlarını kullandım özel bir tercihim yok. Şu ara oran olarak en çok %80 ile Adobe After Effects. Tabiki Mac ve Wacom ile.
Yaratıcılığını sürekli tutan etmenler neler? Hangi siteleri takip eder, nelerden beslenir?
En büyük kaynak sinema, haftada en az 10 film izlemesem ölürüm. Bazen 20–25. Stash, her ay çıkan bizim seçme işlerin toplandığı DVD magazine 58. sayıya geldi her ay her sayıyı ağzım açık izliyorum. Amazon.com’u zengin eden o Türk benim (muhaha) motion graphics, illustration, typography ve filmmaking diye search edildiğinde çıkan bütün kitapları aldım, okudum, bir daha okudum, kafa kalmadı yani… Çok fazla okumayı tavsiye etmiyorum. Orijinal DVD ve Orijinal CD duvarımız var evde, korsana hayır! Müzik faydalıdır iyidir ama o kadar da değil, çalışırken değil sadece araba kullanırken dinliyorum iPhone ile. Kulaklık hiç sevmem, sadece iyi speaker.
Süper düper harika linklerden seçmeler;
cpluv.com
cgart.com
motionographer.com
apple.com/trailers
vimeo.com/channels/nicetype
vimeo.com/channels/vgds
vimeo.com/channels/everythinganimated
vimeo.com/channels/nofatclipschannel
vimeo.com/channels/designflux
Twitter, Behance, Deviant, Friendfeed, Linkedin, Facebook vb. ile işim olmaz, sevenlerinden çok özür dilerim. Sosyal network (!?) insanı değilimdir.
Kariyer hayatından bahsedecek olursak bu süreçte tepe noktası diye adlandırabileceği yer neresidir?
Henüz olmadı bence, söylemeyeyim sürpriz olsun, inşallah bir gün. Ama şunu söyleyebilirim ki bilindik grafikerlik işini küt diye bırakıp motion graphics’e dalınca 10–15 basamak birden zıplamış olduğumu fark ettim her bağlamda. Aklı olan dalsın zaten benden çok fazla yok çoğalmamız lazım.
Yeni nesil grafik tasarımcılara ne önerir?
Tam da bunu söylüyorduk önceki cevapta. Geleneksel grafik tasarım veya basılı medyaya yönelik grafik tasarım diyelim işte adı her neyse, teorisi ve pratiğiyle bu zamanda artık tek başına bir itici güç, bir afrodizyak, bir ajitatör, kitleleri peşinden sürükleyen, olay yaratan, kıyameti koparan, bir çağı kapatıp diğerini açan bir araç olmaktan çok uzak. Kimse bir dergi sayfasına bakıp orgazm olmuyor, kimse katalogdan sipariş vermiyor, kimse bir ilana bakarak otomobil almıyor, kimse bir afişe bakıp savaşa gönüllü gitmiyor. Devir kontrolü ve sazı ele alma, hareketlenme ve hatta hareketi kendin yaratma, her şeyi hissetme devri. Tüm duyuları aynı anda kullanma, yarattığın hareketle etkileşme, diğerlerini de etkileştirme ve izleyicinin ya da kullanıcının baktığı görüntünün bir parçası olmasının devri. Arabanın içine binip kullanma, silahı eline alıp kızdığın her şeye ateş etme, istediğin mankeni istediğin tropik adada öpme, istediği ilana istediği başlığı kendi atma ve filmin sonunu keyfine göre değiştirip, kendi TV kanalını ve talkshow’unu yaratma devri. Yaratıcı kontrolün izleyicinin eline sunulup, hayaller hayal olmaktan çıktığı anda, bu deneyimleri üretecek-hazırlayacak, yaratıcı ve yetenekli insan ihtiyacına kendinizi hazırlayın. Olay Photoshop, Flash, web ve mobile ile ilgili değil sadece. İlerleyin, gelişin, en tepeye tırmanıp bir de havadan bakın duruma, kara göründü… Ha kağıt, dergi, gazete, kitap, katalog, internet yok olur mu? Bence olmaz, olmasın da, ama öngöremediğiniz her değişimde siz nerede olacağınıza karar verin bir an önce. Sadece içeriği değil mecrayı da yaratmak yeni neslin işi benden geçti artık…

harika röportaj…
Çok iyi bir roportaj zevkle oludum
Ustaaaa, ağzına sağlık…